KPSS Tüm Adaylara Özel Motivasyon

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 15:00

tt

KPSS

 

Tüm Adaylara

 

Özel Motivasyon

 

 

Hazırlayan ve Sizler İçin Düzenleyen: Önder FINDIK

 

 

 

1-) SINAV KAYGISI VE BAŞA ÇIKMA YOLLARI

 

2-) BAŞARI YOLUNDA 70 ALTIN KURAL

 

3-) REHBERLİK ÖYKÜLERİ

 

4-) VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI

 

 

 

 

 

1-) SINAV KAYGISI VE BAŞA ÇIKMA YOLLARI

 

 

 

İnsanoğlunun yaşadığı en doğal ve varoluşundaki en temel duygulardan biridir kaygı. Kişi bir uyaranla karşı karşıya kaldığında bedensel ve ruhsal varlığını tehlikede hissetmesi halinde yaşadığı yoğun tedirginlik durumudur.

 

Kaygı, kaynağı belirsiz korkudur. Korku ise somut bir tehdidin ardından yaşanan duygusal ve bedensel bir tepkidir. Korkunun varlığı ve şiddeti, somut tehditle doğrudan bağlantılıdır ve tehdidin varolduğu süre ile sınırlıdır. Korku kaygıdan daha şiddetli bir tepkidir, ancak kaygıya göre daha kısa sürelidir. Köpekten korkan bir insan için köpekle karşı karşıya kaldığında gösterdiği bedensel ve duygusal tepkinin kaynağı ve süresi bellidir. Kişi bu tepki yani korku sırasında bedensel ve zihinsel güçlerini korku yaratan tehdidi ortadan kaldırmaya yönelik olarak kullanılabilir. Köpekten kaçarak yada saklanarak yaşadığı korkuyu ortadan kaldırabilir. Kaygıda yaşanan tepki durumu ise, somut alt edilebilir bir tehditle bağlantılı olmadığı için insan bedensel ve zihinsel güçlerini kaygı yaratan durumu yok etmeye yönelik olarak kullanamaz. Çünkü kaygı, kişiye rahatsızlık veren olayın kendisinden değil, kişi için taşıdığı anlamdan kaynaklanmaktadır.

 

Kaygı gelecekle ilgili kötümserlik, karamsarlık, umutsuzluk duyguları ile beraber ortaya çıkar. Kaygılı kişi, kendini fiziksel ve duygusal olarak baskı altında ve çaresiz hisseder, Yaşamın akışını değiştirip yön veremeyeceği duyguları ile pasifize olur.

 

 

 

Sınav Kaygısı

 

 

 

Sınav kaygısı da kaygının özel bir türüdür. Sınav öncesinde öğrenilen bilgilerin sınav sırasında açığa çıkarılmasına engel olan ve öğrencinin sınav anında potansiyelini tam olarak kullanmasını engelleyip başarıyı düşüren yoğun kaygı durumudur. Sınav kaygısı sınav anında veya herhangi bir değerlendirme durumunda ortaya çıkar. Kaygı düzeyi yüksek olan kişi sınav veya sınav içi herhangi bir değerlendirme durumunda da öz varlığını tehdit edildiği duygusuna kapılır.

 

Değerlendirme durumlarının tümünde; gurup içinde konuşma, sorulara cevap verme, yüksek sesle okuma gibi kendini ifade etmeye dönük tüm etkinliklerde, sinirli, gergin, heyecanlı olur.

 

Öyleyse, kaygı yaratan temel unsur dış gözlemcilerin varlığına bağlı oluşan değerlendirme durumudur.

 

Bir diğer önemli unsurda kişinin sınava ilişkin yaptığı değerlendirme yanlışlığıdır. Birçok öğrenci sınavı kendi kişiliklerini, yaşamdaki duruşlarını, kimliğini değerlendirdiğini düşünür. Oysa sınavda sınanan; insanın kişiliği, varlığı, kimliği değil belli bir alandaki bilgisidir.

 

Sınav yaklaştıkça öğrencilerdeki kaygı düzeyinin artması bilinen bir gerçektir. Yapılan araştırmalar bize göstermiştir ki,  üniversite giriş sınavına hazırlanan öğrencilerin kaygı düzeyi, ameliyat olacak genel cerrahi hastalarının kaygı düzeyinden çok daha yüksektir.

 

 

 

Endişe Durumları

 

 

 

Başarılı olamayacağına kesin olarak inanma, bilgilerinin yetersiz olduğunu düşünme, hazırlık için kalan süreyi yetersiz bulma, sınav sırasında hiçbir şey hatırlamayacağını düşünme, sınav sonuçlarının felaket olacağını düşünme, aile ve yakınlarını hayal kırıklığına uğratacağını düşünme, başarısız olursa bir daha hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını düşünme, sınavdan kötü puan alacağını düşünme, ya başarısız olursam korkuları, herkesin kendisinden daha zeki olduğunu düşünme.

 

 

 

Kaygı Yaratan Unsurlar

 

 

 

·         Sürekli başarılı olma, kazanma, yenme çabası içinde olma.

 

·         Sınav ve sınanmayı bir saygınlık sorunu olarak düşünmek.

 

·         Geçmiş başarısızlıkları unutamamak, genellemek ve geleceğe ilişkin olumsuz çıkarımlar yapmak.

 

·         Başarısızlığın sevgi ve değer kaybına yol açacağını düşünmek.

 

·         Kendini başkaları ile karşılaştırma.

 

·         Sınava hazır değilim.

 

·         Bu bilgiler gereksiz nerde ve ne zaman kullanacağım ki.

 

·         Sınava hazırlanmak için yeterli zamanım kalmadı.

 

·         Bu sınavda başarılı olamayacağımı biliyorum, zaten bu konuları anlayamıyorum.

 

·         Sınav kötü geçecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaygıyı Yenmek İçin Kendimizle Olumlu Diyalog

 

 

 

Kendinizi hangi durumlarda ve ne kadar eleştirirsiniz? Kendinize sık sık kızar mısınız? Diyelim ki, girdiğiniz bir sınavda yapabileceğiniz bir soruyu dikkatsizlik sonucu atladığınızı fark ettiniz.

 

Kendi kendinize şöyle söyleyebilirsiniz: “Ne kadar aptalım bildiğim bir soruyu bile kaçırıyorum. Böyle giderse asla kendimi üniversite kampüsünde göremeyeceğim.” ya da şunları söyleyebilirsiniz: “Dikkatsizliğim yüzünden bildiğim halde soruyu yanıtlayamadım. Bu benim için iyi ders oldu. Demek ki uzun süreli sınavlarda dikkatim sık sık dağılıyor. Daha fazla sınav uygulayarak bu sorunumu aşabilirim.”

 

Yukarıdaki ilk düşünce tarzı kişinin kendisine zarar veren türdendir. İkinci guruptaki düşünceler ise, sorunu fark edip çözmeye yöneliktir. Bu düşünce tarzlarının her ikisini de zaman zaman kullanırız. Kaygı yaşarken, kişinin kendisine olumlu ve mantıklı mesajlar vermesi yerine, olumsuz mesajlar vermesinin bir yararı olur mu?

 

Bir çok uzmana göre bu sorunun yanıtı “hayır”dır. Araştırmalar bize göstermektedir ki; olaylar karşısında gösterilen olumsuz tutumlar ya da kişinin kendisine söylediği olumsuz sözler, o olay sırasında hissedilen gerginliği ve kaygıyı artırmaktadır.

 

Kişinin kendi kendisine yaptığı olumsuz içerikli konuşmalar zamanla otomatikleşir ve olumlu bir içerikle kolaylıkla yer değiştiremez.

 

Bu olumsuz konuşmaların temeline inildiğinde, kişinin yaşamı sırasında farklı nedenlerle çarpıttığı tutum ya da inançlara kadar gidilebilir.

 

Aşağıda, sık rastlanan olumsuz tutumlardan 10 tanesine örnekleriyle beraber yer verilmiştir. Bu tutumlardan herhangi birinin kaygı karşısında sizin gösterdiğiniz tepkilere benzeyip benzemediğine ya da size uygun olup olmadığına bakınız.

 

 

 

1)      “Ya Hep, Ya Hiç” Türü Düşünme

 

Bu şekilde düşünenler dünyayı siyah ya da beyaz olarak algılarlar, onlar için gri yoktur. Yaptıkları iş, gösterdikleri performans kendilerini tam anlamıyla tatmin etmiyorsa mutsuz olurlar ve kendilerini başarısız olarak değerlendirirler.

 

Örnek: “Şu ödevi ne hale getirdiğime bakın. Bu işi beceremeyeceğimi daha başında fark etmeli ve hiç başlamamalıydım.”

 

 

 

 

 

2)      Aşırı Genelleme

 

Tek bir olumsuz olaydan yola çıkarak, olayın ardından gelen her şeyi başarısızlık ve yenilgi olarak değerlendiren bir yaklaşımdır.

 

Örnek: “Eyvah, sınava 10 dakika geç kaldım. Hangi işi doğru dürüst yapabiliyorum ki zaten…”

 

 

 

3) Zihinsel Süreç

 

Bu tür zihinsel çarpıtmalarda, yalnızca olumsuz ayrıntılar seçilir ve onlara yoğunlaşılır; böylece gerçeğin tümü olumsuzlaştırılır. Bu düşünce tarzı, tıpkı bir damla mürekkebin, bir sürahi suyu morartmasına benzer.

 

Örnek: “Dün derste, öğretmenin sorduğu soruyu nasıl oldu da yanlış yanıtladım. Aynı şeyi geçen hafta da yaşadım. Ödevden de kötü not aldım. Hayat dayanılmaz bir hal aldı.”

 

 

 

4) Olumluyu Geçersiz Kılmak

 

Herhangi bir nedenle olumlu olayların göz ardı edilmesi konusunda ısrar ederek, onları yok saymak da bir tür zihinsel çarpıtmadır.

 

Örnek: “Evet, aldığım puan sınıfın en yüksek puanı. Ama o gün şansım yaver gitti. Bunun için böyle devam etmeyeceğinin farkındayım.”

 

 

 

5) Hemen Bir Sonuca Varmak

 

Bu yaklaşımda düşünen kişiler, ellerinde düşüncelerini destekleyecek kesin ve mantıklı kanıtlar olmadığı halde, olumsuz yorum yapma eğilimindedir.

 

Örnek: “Öğretmenim bugün bana hiçbir şey sormadı. Geçen hafta düşük not aldığım için bana hala kızgın olmalı. Sabahleyin bana “günaydın” bile demedi. Artık beni sevmediğine eminim.”

 

 

 

6) Aşırı Büyütme Ya da Aşırı Küçültme

 

Kişinin, kendi başarısızlıklarını ve başkalarının başarılarını abartması, kendisinin değerli özellikleri ile başka insanların hatalarını önemsiz olarak görmesi sıklıkla yapılan başka bir zihinsel çarpıtmadır.

 

Örnek: “Benim okulda başarısız olmaya hakkım yok. Kardeşimin de dersleri çok kötü ama o daha çok küçük.”

 

“O, bu bölümde okumayı gerçekten hak etti. Evet, belki ikimiz de aynı bölümü kazandık ama, o benden çok daha zor koşullarda üniversiteye hazırlandı.”

 

 

 

7) Duygusal Mantık Yürütme

 

Yaşanılan olumsuz duygulara bakarak, gerçeğin bu duygularda yansıtıldığı gibi olduğuna karar vermek, kısaca duygulardan hareket ederek gerçeği tanımlamaktır.

 

Örnek: “İçimde büyük bir sıkıntı var. Belli ki, bugünkü sınavım kötü geçecek.”

 

 

 

8) “Meli” “Malı” Cümleleri

 

Kişinin, kendisini suçluluk duyguları altında tutarak, yapılacak her şeyi yerine getirecekmiş gibi bir inanca kapılması ve kendisini “yapmalı” ve “yapılmamalı” sözcüklerinin gücüne inandırmaya çalışması, bir tür zihinsel çarpıtmadır.

 

Örnek: “Annemin ve babamın hayal kırıklığına uğramaması için başarılı olmalıyım.”

 

 

 

9) Etiketleme ve Yanlış Etiketleme

 

Etiketleme, uç noktadaki aşırı genellemedir. Bu düşünce tarzına eğilimli olan kişi, hatasını açıklamak ve davranışın üzerinde durmak yerine, kendi kişiliğine, başkalarının hatası nedeniyle onların kişiliğine olumsuz göndermeler yapar. Yanlış etiketlemede ise kişi, herhangi bir olayı duygusal açıdan yoğun ve renkli bir dil kullanarak tanımlar.

 

Örnek: “Yine düşük puan aldım. Ne aptalım ben!”

 

 

 

10) Kişiselleştirme

 

Kişinin herhangi bir olayla ilgisi ve sorumluluğu olmadığı halde o olayın nedenini kendisiymiş gibi görmesidir.

 

Örnek: “Annem ile babamın arası açılmış. Büyük ihtimalle sebep, sınav sonucumun düşük olması.”

 

Buraya kadar verilen örnekleri dinlediniz. Bunları aklınızda tutarak son bir hafta içinde kendinizi kaygılı hissettiğiniz bir durumu hatırlayın. Ne tür duygular yaşadınız? Neler düşündünüz? Kendinize neler söylediniz? Özellikle kendi kendinizle yaptığınız olumsuz konuşma örneklerini anımsayabiliyor musunuz?

 

Eğer insan isterse kaygılı durum sırasında kendine söylediği bu olumsuz sözler yerine olumlularını koyarak kaygısını azaltabilir. Bu tür iç konuşmalara “Başa Çıkma Cümleleri” adı verilmektedir. Aşağıda bu cümlelerden birkaç tanesi örnek olarak verilmiştir. İçlerinden kendinize en uygun olanı seçmelisiniz.

 

 

 

Kendi Kendine Olumlu Diyalog

 

 

 

Kaygı yaşayacağınız bir duruma girmeden önce kendinizi buna hazırlayın. Geçmişte benzer bir olayı başarıyla çözümlediyseniz bunu hatırlamaya çalışın. Sonrasında kendinize cesaret verin.

 

“Biliyorum, bundan da alnım ak çıkacağım. Bu ne ki! Geçmişte çok daha zor problemleri aştım.” “Zor olmasına karşın aslında zevkli ve heyecan verici bir durum! Ben  zor işlerin insanıyım! Kolaylar bana göre değil!”

 

“Dünyanın sonu değil ya! Altı üstü bir sınav. İnsanlar ne acılar yaşıyor.”

 

Yukarıda saydığımız cesaretlendirme cümleleri ile olabildiğince kendinizi coşturun. Şimdi de mantıklı olarak düşünün. Problemi tanımlayın ve elinizdeki seçenekleri gözden geçirin. Aşağıda verilen bazı başa çıkma cümleleri bu konuda faydalı olabilir.

 

“Bu konuda özellikle beni rahatsız eden nedir? Bu probleme ben nasıl bir katkıda bulundum?

 

Başkaları nasıl bir katkıda bulunabilirler ?” “Problem daha fazla büyümeden yapabileceğim bir şey

 

var mı?”  “Olabilecek en kötü şey nedir?”

 

Kaygı yaşadığımız anlarda, şu tür başa çıkma cümlelerini kullanmak uygun olabilir: “Omuzlarımın gerginleştiğini hissediyorum. Bu olağan. Kaslarımı biraz gevşetebilirsem kendimi daha sakin ve huzurlu hissedebilirim.” “Hemen sonuca gitmemeliyim. Bu doğru bir yaklaşım değil.” “Çok rahatsızım ama bu dünyanın sonu değil. Nasıl olsa bunu da atlatırım.” “Sinirlenmek ve öfkelenmek işleri daha da bozabilir.” “Elimden geldiğince sakin olmaya çalışacağım.” Kaygının beni hırpalamasına izin vermeyeceğim.”

 

Diyelim ki kaygı yaratan durumu çözdünüz. Bunu sakın unutmayın. Çözdüğünüz bu durum için

 

kendinizi ödüllendirin. Bu noktada kendinize söylediğiniz sözler kaygılı durumlar karşısında daha güvenli olmanızı sağlayacaktır.

 

“İşte yaptım ve oldu.” “Sınav düşündüğüm kadar kötü olmadı” “Aferin bana.” “Sınavdan önce çok gergindim. Ancak duygularımı kontrol altında tutmayı başarabildim.” “Sınav kaygımı nasıl çözdüğümü mutlaka arkadaşlarıma ve aileme anlatmalıyım.” “Sınav kaygısı hayatımın tek kabusuydu, yaşasın artık ondan kurtuldum.” “Sınav kaygımı da yendim ya, artık hiçbir şey beni tutamaz.”

 

Başa çıkma cümlelerinin yaptığı asıl iş, herhangi bir durumda var olan ama tespit edemediğimiz olumlu bakış açısını yani madalyonun öteki yüzünün kişi tarafından görülmesini sağlamaktır. Bunlar kaygıyla başa çıkmada çok değerli araçlar haline gelirler. Belki kendi kendinize yaptığınız bu konuşmalar kaygıyı yaşamınızdan alıp götürmeyecek ancak başa çıkma konusunda önemli bir mesafe katetmiş olacaksınız.

 

 

 

Olumsuz Diyaloglarınızı Olumluya Çevirebilirsiniz

 

 

 

·         Daima üstünlük sağlama çabası içinde olmayın,

 

·         Geçmişinizde yaşadığınız başarısızlıkları unutmaya, gelecek olan başarıların yollarını açmaya çalışın,

 

·         Geçmişe dönük saplantılarınız varsa bunlardan kurtulmanın yollarını bulun,

 

·         Sınavdaki başarısızlığı hayatın sonu olarak görmeyin,

 

·         Sınava hazırlanırken çalışmanızı, başarı ve başarısızlığınızı başkalarının başarıları ile karşılaştırmayın.

 

·         Sınav kazanmayı anne babanızı, yakın çevrenizi mutlu edecek bir yol olarak düşünmeyin, kendiniz için çalışıp kendiniz için kazanmanız gerektiğini unutmayın.

 

·         Başarısızlığınız durumunda ailenizin sevgisini ve ilgisini kaybedeceğinizi düşünmeyin.

 

·         Sınav kaygısından kurtulmak için zamanı doğru kullanmak gerektiğini ve sınavda başarılı olmanın da çok çalışmakla değil, düzenli ve verimli çalışmakla mümkün olduğunu unutmayın.

 

·         Hazırlandığınız sınavın bugüne kadar defalarca girdiğiniz sınavlardan farklı olmadığına inanın.

 

 

 

Yoğun Duygulanımla Başa Çıkma Yolları

 

 

 

Organizmanın Stres Karşısındaki Tepkisi

 

 

 

Organizma, tehdit olarak algıladığı stresörle mücadele ederken bedende değişik fizyolojik değişiklikler ortaya çıkar.

 

·         Depolanmış olan yağ ve şeker kana karışır. Mücadelede kaslara ani bir enerji sağlar.

 

·         Bedene daha fazla oksijen gitmesi için solunum sayısı artar.

 

·         Kandaki alyuvar sayısı artar.

 

·         Kalp atışı hızlanır ve kan basıncı artar. Böylece bedenin gerekli bölgelerine daha çok yakıt ve oksijen ulaşır.

 

·         Kanı koyulaştırmak için dalak, depo etmiş olduğu kan hücrelerini serbest bırakır ve kan dolaşımına kimyasal maddeler salgılanır. Bu işlem, kanın normal olduğu zamanda daha çabuk pıhtılaşmasını sağlar ve yaralanmalara karşı kan kaybını önlemek için önlem almış olur.

 

·         Harekete geçmeye hazırlık olarak boyun, omuz kasları gerilir ve atak yapmak kolaylaşır.

 

·         Mideye ağız salgılarının gitmemesi için ağız kurur ve sindirim sistemi yavaşlar, hatta durur. Sindirim sistemindeki kan doğrudan kaslara ve beyne gider. Bağırsak kasları gevşer.

 

·         Göz bebekleri daha çok ışığın girmesi ve daha iyi görmenin sağlanması için büyür.

 

·         Hipofiz bezi uyarılarak iç salgı sisteminin etkisi artar.

 

Organizmanın verdiği bu fizyolojik tepkilerle uyumun yeniden sağlanmasına çalışılır. Bedenimizin uyum çalışmalarına yardımcı olmak için aşağıdaki bedensel uygulamaları yapabiliriz.

 

 

 

Bedensel Uygulamalar

 

 

 

Nefes Egzersizleri

 

 

 

1)      Nefes Alma ve Önemi

 

 

 

Bedenin kontrol edilmesinde ilk adım solunumu kontrol etmektir. Çünkü solunum nefesimizi istediğimiz zaman tutabildiğimiz için irademizle yönlendirebildiğimiz bir fonksiyondur. Ancak, diğer yönden solunum, beyin sapındaki bir merkez tarafından kandaki oksijen ve karbondioksit dengesine göre bütünüyle otonom(kendiliğinden) yerine getirilen bir fonksiyondur. Otonom fonksiyonları kontrol etmeye solunumu kontrol etmekten başlamak gerektiğini belirtmiştik. Doğru ve derin nefes almayı öğrenmek, gevşemeyi öğrenmek için temel adımdır. Nefes almanın kendisi bir gevşeme yolu olduğu gibi bütün gevşeme egzersizleri içinde egzersizin bir parçası olarak da kullanılmaktadır. Ayrıca, nefes egzersizleri günlük hayatın akışı içerisinde uygulanması en kolay egzersizlerdendir.

 

 

 

2)      Doğru Nefes Almanın Önemi

 

 

 

Doğru ve derin nefes almak, damarların genişlemesi, kanın ve dolayısıyla oksijenin bedenin en uç ve en derin noktalarına kadar ulaşmasını sağlar. Panik atak sırasında kan beden yüzeyinden içeri çekilir ve yüzey sıcaklığı düşer. Bunu el ve ayaklardaki soğuma ile gözlemleyebiliriz. Hem stres tepkisinin biyokimyasal maddeleri, hem de gevşemenin biyokimyasal maddeleri bir arada bulunamaz. Bu nedenle doğru ve derin nefes alarak sağlanan değişiklik özellikle kaygınında dahil olduğu bir çok durumda başlamış yada başlayacak olan tepki zincirini kırmakta veya kaygının şiddetini azaltmaktadır. Sonuç olarak, doğru ve derin nefes vücuttaki gevşemeye yönelik biyokimyasal maddeler için olanak sağlar.

 

 

 

3)      İyi veya Doğru Nefesin Özellikleri

 

 

 

Doğru nefes ağır, derin ve sessiz olmalıdır. Bunun içinde denge, ölçü ve uyum gerekir. İyi bir nefes ağır ağır burundan alınır. Sessiz olur ve akciğerin tamamını doldurarak diyaframı aşağıya doğru iter. Akciğerimizin üçe bölünmüş olduğunu düşünün. Derin, tam bir nefes, diyaframın aşağıya hareket etmesi ve akciğerin en alt bölümünün havayla dolması ile başlar. Daha sonra orta bölüm havayla dolar ve göğüs genişler. Son olarak da akciğerin üst bölümü hava ile dolar ve omuzlar hafifçe kalkabilir. Nefes alma egzersizine başlamadan önce sağ avucunuzu göbeğinizin hemen altına, sol elinizi göğsünüzün üstüne koyun ve gözlerinizi kapatın. İyi bir nefes almak her zaman iyi bir nefes vermekle başlar. Nefes alma işleminin bütünü zihinsel olarak denetlenmeli ve ağır, derin ve sessiz olmalıdır.

 

1) Nefes alma egzersizinize başlamadan önce (daha önce anlatıldığı gibi) sağ avucunuzu göbeğinizin hemen altına, sol elinizi göğsünüzün üstüne koyun ve gözlerinizi kapatın.

 

2) Nefes almadan önce ciğerinizi iyice boşaltın. (Nefesi verirken ciğerler zorlanmamalı ve nefes itilmeden kendiliğinden çıkmalıdır.)

 

3) Ciğer kapasitenizi hayali olarak ikiye bölün ve “biir” “ikii” diye içinizden sayarak ciğerlerinizin bütününü doldurun… Kısa bir süre bekleyin “bir-iki” diye sayarak nefesinizi aldığınızın iki katı sürede boşaltın. Sağ eliniz göğüs kemiklerinizin, hareketli bir köprü gibi, yana doğru açıldığını hissetmeli… Yeni bir nefes almadan iki saniye bekleyin.

 

4) İki ve üçüncü maddede yazılanları tekrarlayarak bir derin nefes daha alın ve verin. Egzersizi bir kere daha tekrarlayınca kadar mutlaka en az dört- beş normal nefes alın.

 

İkinci ve üçüncü maddede yazılanları tekrarlayarak bir derin nefes alın ve verin. Egzersizi bir kez daha tekrarlayıncaya kadar mutlaka en az 4-5 normal nefes alın. Eğer derin nefes almaya devam eder –

 

seniz bir baş dönmesi hissedebilirsiniz.

 

 

 

4)      İyi ve Doğru Nefes Almanın Yararları

 

 

 

Diyafram, akciğeri; dalak, karaciğer, mide ve bağırsak gibi iç organlardan ayıran bir kastır. Böyle nefes alışkanlığının yerleşmesi diyaframın altında kalan ve dışarıdan başka hiçbir şekilde ulaşılamayacak olan organlara masaj yapılmasına imkan verir.

 

Bedendeki oksijen miktarının artması ve bu oksijenin en uç dokulara kadar ulaşması stres sırasında açığa çıkan maddelerin azalmasına ve kaybolmasına neden olduğu için kişiyi sakinleştirir ve duygusal açıdan daha dengeli kılar.

 

Akciğere bütün kapasitesini kullanma imkanı verilir. Böylece hem kan dolaşımı hızlanır hem de solunum sistemi ile ilgili hastalıklara karşı önlem alınmış olur.

 

Günde en az 40 defa bu şekilde nefes almak, bu tür nefes almayı alışkanlık haline getireceği için istenen yararların gerçekleşmesini sağlar. Bu alışkanlık yerleştikten sonra, gözleri kapamak ve elleri karın bölgesine koymak gerekmeyecektir.

 

 

 

5)      Yapılan Hatalar

 

 

 

Sesli nefes almak, burun kanatlarının kapanmasına ve zorlanmaya sebep olduğu için doğru değildir. Havayı birden solumak, havanın akciğerin ortasında toplanmasına yol açtığından istenen sonucu vermez.

 

Yapılan hataların en önemlisi; yukarıda anlatılan nefes egzersizini ara vermeden arka arkaya tekrarlamaktır. Böyle olunca, beyin sapında bulunan solunum merkezinde denge karbondioksit aleyhine bozulur. Baş dönmesi hatta baygınlığa yol açabilir. Bu nedenle ikili egzersiz gurupları arasına mutlak 4 veya 5 normal nefes sokmak gerekir.

 

 

 

Relaksasyon Egzersizleri

 

 

 

Gevşeme, bedeninizdeki gerilimden sistematik bir şekilde kurtulmaktır. Derinlemesine gevşediğinizde, motivasyonunuzu ve dikkatinizi yoğunlaştırmayı yitirmeyeceksiniz. Tam tersine bedeninizin neresinde en çok gerilim taşıdığınızın farkına varıp bu kasları nasıl gevşetebileceğinizi öğreneceksiniz. Hatta, derinlemesine gevşeme için yapılan düzenli egzersizler enerjinizi ve üretkenliğinizi artıracaktır.

 

 

 

Relaksasyon Egzersizlerinin Uygulaması

 

 

 

Şimdi yerinize rahat bir şekilde iyici yerleşin ve herhangi bir tedirginlik hali varsa bunu bir kenara bırakın. Kendinizi gevşetebilme yeteneğini kazandıkça tedirginliğiniz azalıp yerine gevşeme ve rahatlamaya bırakacaktır.

 

Gözlerinizi kapatın ve dikkatinizi önce kollarınıza ve özellikle de ellerinize çevirin. Şimdi ellerinizi yumruk yapın. Bunu yaparken el ve kollarınızdaki gerilime iyice dikkat edin.

 

Şimdi her iki elinizi de bileklerden parmak uçları tavanı gösterecek şekilde bükün. Ellerinizin üst kaslarını ve kolunuzun üst tarafını kasarak iyice gerin. Gerilimi hissedin. Sonra gevşeyin, kollarınızı eski konuma getirin. Gerginlik ve gevşeme arasındaki farkı hissedin.

 

Benzer alıştırmaları vücudunuzun farklı bölgelerinde tekrarlayabilirsiniz:

 

Baş Bölgesi:

 

·         Alnınızı kırıştırın.

 

·         Gözlerinizi sıkıca kapayın.

 

·         Ağzınızı iyice açın, dilinizi damağınıza doğru itin.

 

·         Çenenizi kuvvetlice sıkın.

 

Boyun Bölgesi

 

·         Kafanızı geriye itin.

 

·         Kafanızı göğsünüze değecekmiş gibi öne eğin.

 

·         Kafanızı sağ omzunuza doğru döndürün.

 

·         Kafanızı sol omzunuza doğru döndürün.

 

Omuzlar

 

·         Omuzlarınızı kulaklarınıza değecekmiş gibi yukarı çekin.

 

·         Sağ omzunuzu kulağınıza değecekmiş gibi yukarı çekin.

 

·         Sol omzunuzu kulağınıza değecekmiş gibi yukarı çekin.

 

Bu alıştırmalarda bazı kasları belli bir süre gergin duruma getirme, gergin tutma ve yavaş yavaş gevşeterek gerginlik ve gevşeklik arasındaki farkı hissetmek amaçlıdır. Kaslarınızı gergin durumdan gevşetirken aynı zamanda içinizden “rahatla ve bırak” şeklinde konuşun. Derin bir soluk alın. Nefesinizi yavaş verirken sessizce rahatla ve bırak deyin.

 

 

 

Bedensel Gevşeme Tekniklerinde Temel İlke İşi Ciddiye Almaktır.

 

 

 

·         Gevşeme yöntemlerini uygulamaya başlamadan önce bu çalışmaları ciddi, planlı, programlı biçimde sürdüreceğinize söz verin.

 

·         Çalışmaları sabah ya da akşam belirli bir saatte yapın.

 

·         Çalışmalar için loş,  sakin, sessiz bir alan seçin.

 

·         Bol, hafif, rahat giysiler giyin.

 

·         Bu koşulları gerçekleştirdikten sonra rahat bir koltuğa oturarak ya da sırt üstü yatarak çalışmaya çalışın.

 

·         Gevşemeye solunum çalışmaları ile başlayın.

 

·         Bedeninize en rahat biçimi verin.

 

·         Bilincinizi, dikkatinizi belirli bir kas grubu üzerinde odaklaştırın. Gevşeme yönünde kendi kendinize telkin yapın.

 

·         Ense kaslarınızın gevşediğini, yumuşadığını algılayın.

 

·         Daha sonra ense kaslarını bilinçli olarak kasın. Sonra gevşetin.

 

·         Kasılma ve gevşemeleri algılayıncaya kadar bu işlemleri yapın.

 

·         Ense kasları üzerindeki çalışmadan sonra kısa süre solunum çalışması yapın.

 

·         Bu tür çalışmayı bedeninizin bütün kasları için uygulayın.

 

·         Çalışmanın sonunda bedeninizin tüm kaslarının gevşek, rahat olduğunu algılayın.

 

·         İnsan beyninin sol yarım küresi algı, bellek, dikkat, muhakeme etme gibi bilişsel; sağ yarımküresi de duygulanım ve coşku ile ilişkili işlevleri sürdürür. Günlük yaşam sırasında ya da sorun çözmede beynin sol yarım küresi daha yoğun yük altına girmekte, sağ yarım küreden güç alamamakta, böylece beynin çalışma bütünlüğü bozulmaktadır. İnsanın ayakta ya da oturduğu yerde sağ kolunu yukarı kaldırması, sol bacağını öne uzatmasının bozulmuş olan bu bütünleşmeyi sağladığı düşünüldüğünden zaman zaman bu hareketleri tekrarlayın.

 

·         Bu gevşeme çalışmalarını yaparken düşüncelerinizi elden geldiğince çevreden soyutlayıp sizin için güzel olan bir anı, bir olay üzerinde odaklaşmaya çalışın. Ya da bir nesneyi, ağacı, çiçeği, denizi düşünün.

 

·         Geçmiş tatlı anıları hatırlayıp, gelecek güzel günleri tasarlayıp imgeleştirmeye çalışarak bir tür yapay gündüz düşü yaratın. Etkin biçimde denetlenebilen gündüz düşleri insana huzur ve rahatlık verir.

 

·         Baş, boyun, omuz, bel, kol ve bacaklarda gergin olan kasları gevşetmek için elinizle ya da parmaklarınızın ucuyla masaj yapın. Baş parmaklarınızı yanaklarınızın üzerine dayayıp alnınızı iki elin diğer parmaklarıyla ovuşturun. Bacak, bel, ense kaslarını iki elinizle, sağ kolu ve ön kol kaslarını sol; sol kolu ve ön kol kaslarını sağ elinizle ovuşturun.

 

 

 

Meditasyon: Gün içerisinde zihnimizde birbiri ardı sıra gelen düşünceler daha yüksek bilinç düzeyine ulaşmamızı engeller. Meditasyon; düzenli bir çalışmayla zihni dinginliğe kavuşturmak ve kişinin kendi kendisiyle daha fazla uyum içerisinde olmasını sağlamak amacıyla uygulanan Uzakdoğu kökenli bir gevşeme tekniğidir. Farklı meditasyon tekniklerinden en yaygın olanı bağdaş kurularak oturulup gözlerin kapatıldığı tekniktir. Derin, düzenli ve ritmik nefes alınır ve nefes almaya konsantre olunur. Seçilen bir kelime tekrar edilir. Meditasyonun zihinsel ve fiziksel etkileri genellikle bir kimsenin dikkatini bulunan zamana çekmekle sağlanır. Meditasyon şimdiki ana konsantre olma çalışmasıdır. Bütün görevlerde iyi performans güçlü bir şekilde, bulunan zamana konsantre olmayı gerektirir. Meditasyon, stres ve kaygı ile başa çıkmada etkili bir yöntemdir. Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen CUMA KÜPEL

 

 

 

2-) BAŞARI YOLUNDA 70 ALTIN KURAL

 

 

 
•          Dağcı tırmanmadan önce bizim için sadece bir maceraperestti. Zirveye ulaştığında ise o hepimiz için bir kahramandı.
•          Gücünüzü kötü alışkanlıkları beslemek için kullanmayın.
•          Kötü alışkanlıklara doğru ilk adımını atan birisi kendi düşmanlarını eğitmeye başlamış demektir.
•          Bilgiyi kaynağına bakarak küçümsemeyin.
•          Bütün umudum kendimde dediğin zaman ve bu sözün gerektirdiği gibi çalıştığınızda başkalarını da yanınızda bulmanız zor  olmayacaktır.
•          İnsana insan olduğu için değer verişinizi en mükemmel bir şekilde yapın.
•          Esprili olun ama komik bir insan olmayın.
•          Faaliyetlerinizde boşluk bırakmayın.
•          İki insan olmayınız.
•          Derhal teşebbüse geçin.
•          Doğrularınız yanlışlarınızı yer.
•          Her saniyeniz gayenize kilitlenmelidir.
•          Kalbinizi hapishaneye döndürmeyin.
•          Tertemiz bir kalple yürüyünüz.
•          Sözünüzün eri olun.
•          Kararlı olmanız hedefi yıldırır.
•          Korkunuz korktuğunuza güç verir.
•          Kuvvetlerinize iyi komuta edin.
•          Samimi pişmanlık gelecekteki hataları da önler.
•          Danışma, mesele üzerindeki aydınlığın artırılmasıdır.
•          Anahtar aramak yerine anahtar olabilmelisiniz.
•          Kendinizi ifade etmekten kaçınmayın.
•          Küçük ikazların büyük değeri vardır.
•          İnsana yaklaşmak önemlidir.
•          Küçük bir eylem çok sözün önünde gider.
•          İnanç kuvvetin ruhudur.
•          Güzel bakanlar güzel görürler.
•          İnsanlara anlayış derecelerine göre hitap ediniz.
•          Doğal olunuz.
•          Sırlarınızı ölünceye kadar saklayınız.
•          Konuşmak ya da susmak işte bütün mesele bu.
•          Kibir emeği kirletir.
•          Küsmeyeceksiniz.
•          Hayat unutmaz hayat israf etmez.
•          Nice şiiri yüzyıllar sürecek bir ömre kavuşturan şey, bazen bir virgül, bazen bir kelimedir.
•          Küçük şeyler aslında büyük şeylerdir.
•          İstisnalara karşı istisna hareket etmelisiniz.
•          Her zaman daha iyisini yapmaya çalışın.
•          Kullanılan bilgiler yanına yani bilgiler çeker.
•          Unutmak ilmin afetidir.
•          Baldan tatlı olan öfkenin neticesi zehirden acıdır.
•          İyilikleri karşılıksız bırakmayın.
•          Ölçülü olabilmeliyiz.
•          Kendisi için istediğini herkes için isteyenlerin etrafı çiçeğe koşan arılar gibi insanlarla doludur.
•          Paranın kölesi değil efendisi olmalısınız.
•          Yanlışa eliniz yetiyorsa sözünüzün kıymeti yoktur.
•          Merhamet edin ama merhamet beklemeyin.
•          Mesleğinizin, meraklarınızın, amaçlarınızın büyüklerini tanıyınız böylece çok önemli tecrübelere ortak olacaksınız.
•          Zamana saygılı olun.
•          Başarısızlıklar büyük başarının öğretmenidirler.

 

 

 

 

 

 

 

Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen

 

                                                                                                          CUMA KÜPELİ

 

 

 

3-) Rehberlik Öyküleri

 

 

 

 

 

AN’I     YAKALAMAK

Bir zen bilgesinin hikayesinde an’ı     yakalamak felsefesi çok ibretli bir şekilde anlatılmaktadır : Kaplanlar     tarafından kovalanan bilge , bir uçurumun kenarına kadar gelir. Kaplanlar     hemen arkasındadırlar…. Bilge aşağı sarkan bir sarmaşığı farkeder ve hemen     ona tutunarak kendini aşağı doğru bırakır. Ancak bu sefer de başka     kaplanların aşağıda kendisini beklediklerini görür. Tutunduğu sarmaşığın     kökünü ise iki fare kemirmektedir. İşte o esnada güzel bir çilek görür.     Uzanıp onları alır ve yer. Bütün hayatı boyunca yediği en güzel çilektir o.     Bilge ölüme ramak kala bile an’ı yakalamaktadır. Hikayede üstü örtülü     olarak anlatılan şey GEÇMİŞ,ŞİMDİKİ ve GELECEK zamandır. Hayat sürekli     kaplanlar ve çilekler gönderir. Mutlu insanlar çileklerin tadını çıkarırlar     ; kaplanları düşünerek üzülmezler. Bilge hayatı bütünüyle yaşıyor. Kadere     teslim olmuyor. Kaplanlardan kaçıyor , sarmaşıktan tutunuyor ve hayatın     kendisine sunduğu çileği reddetmiyor. Başka bir ifadeyle her şeye rağmen     an’ı yakalıyor ve yaşıyor. Uçurumdan asıldığı o son anda bile gelecekle     ilgili olumsuz düşüncelerle varlığını küçültmüyor. Hayatın her saniyesinin     tadını çıkarıyor.

 

 

 

 

DENİZ YILDIZININ ÖYKÜSÜ

Bir adam okyanus sahilinde yürüyüş yaparken     ,telaşla denize bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu     kişinin sahile vurmuş deniz yıldızlarını denize atmaya çalıştığını     farkeder. ve “niçin bu deniz yıldızlarını denize atıyorsunuz ?” diye sorar.     Topladıklarını hızla denize atmaya devam eden kişi ,”yaşamaları için”     yanıtını verince ,adama şaşkınlıkla “iyi ama burada binlerce yıldızlar var.     Hepsini atmanıza imkan yok sizin bunları denize atmanız neyi farkettirecek     ki ?”der. Yerden bir yıldızı daha alıp denize atan kişi , “Bak onun için     çok şey farketti .” karşılığını verir.

 

 

 

BALTAYI BİLEMEK

Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş.     Birinci adam sabahları erken kalkıyor , ağaç kesmeye başlıyormuş , Bir ağaç     devrilirken hemen ötekine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği     için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından birkaç saat sonra     ağaç kesmeyi bırakıyormuş.

İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya     başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalışdıktan sonra     ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar.

Sonuç : İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birirnci     adam öfkelenmiş: “ Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım senden daha     erken işe başladım , senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç     kestin. Bu işin sırrı ne? ” İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş: “     ortada bir sır yok sen durmaksızın çalışırken , ben arada bir dinlenip     baltamı biliyordum. Keskin baltayla , daha az çabayla da çok ağaç kesilir.     ”

 

 

 

Simurg Anka

 

Rivayet olunur ki kuşların hükümdarı olan Simurg Anka bilge ağacının dallarında yaşar ve herşeyi bilirmiş.

 

Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş.Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış.

 

Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.Ancak Simurg’un yuvası etekleri bulutların üzerinde olan Kaf dağının tepesindeymiş.Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş.

 

Kuşlar hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar.yorulanlar ve düşenler olmuş.Önce bülbül geri dönmüş,güle olan aşkını hatırlayıp.Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş.Oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış.Kartal yükseklerdeki tahtını bırakamamış.Baykuş yıkıntılarını, balıkçıl bataklığını özlemiş.Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.Altınca vadi şaşkınlık,yedincisi ise yokoluş vadisiymiş.

 

Kaf dağına vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki Simurg Anka otuz kuş demekmiş.Onların hepsi birer Simurgmuş.

 

Simurg Anka yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır..

 

 

 

 

 

Porche´nin Öyküsü

 

Bir araba devinin örnek alınacak öyküsü… Ferdinand Porsche 1875′te Almanyanın Behemya kentinde doğdu.

 

Babası yoksul bir musluk tamircisiydi. Çocukluğunda babasının yanında, elinde tamir takım çantasıyla çoğu kez işlere gitti. Bu arada teknik işlere karşı merakı iyice arttı. Sadece iş zamanı değil, boş zamanında da teknik ve elektrik tamirleriyle uğraşıyordu.

 

Liseyi bitirdikten sonra Teknik Üniversite’ye gitmek istedi, fakat kaydolamadı. Dinleyici öğrenci olarak dışarıdan derslere katıldı. Büyük bir dikkâtle dersleri dinleyen Porsche ileride pahalı ve kaliteli bir araba üreteceğini nereden bilebilirdi ki? Bugün bile Türkiye’de en meşhur, en elit ve en pahalı arabalardan biri porsche marka otomobildir. Kaldı ki Wolkswagen tipi kaplumbağa arabalarını çizen de, motorundan bujisine ve şekline kadar üreten de aslında Ferdinand Porcshe’tur. Kaplumbağa, halk arabası olarak Hitler’e mal edilir. Hatta bu arabaların dizaynını Hitler’in çizdiği söylenir, fakat bu büyük bir yanılgıdır.

 

Porcshe’ta otomobil merakı ta genç yaşlarda başladı. Elektrik motorları üreten bir firmada iş buldu. Orada 2 yıl çalıştıktan sonra, o zamanın tanınan Şirketi Lohner otomobil şirket’inde çalışmaya başladı. Burada kendi tasarımı olan otomobilini yapma fırsatı yakaladı.

 

Elektrik motorunda iyice uzmanlaşan Porcshe, istenildiği tarzda yerleştirilebilen dingilli elektrik motoruyla çalışan otomobil üretti. Paris fuarında kendi ürettiği bu tarz otomobilleri sergilediğinde herkes hayran kaldı. Lohner- Porcshe olarak tanındı bu otomobiller. Elektrik motorunu benzinle besleyen bir tür değişik motor üretince, motor takımındaki bir iki parçaya gerek kalmıyordu. Yine o dönemin meşhur şirketlerinden olan Daimler Otomobil Şirketi’nde çalışmaya başlayan Porcshe, uçak motorları dahil, ağır şavaş topları taşıyan araçlarda üretti.

 

Hitlerin araç danışmanlğını da yapan Ferdinand Porcshe, halkın satın alabileyeceği bir otomobil cinsi tasarladı. Hitler’in ona emrettiği tarzdaki arabanın koşullarını söyledi: 100 km hız 5 kişilik yer, 100 km’de en fazla 8 litre benzin tüketimi, 1000 markın altında satış fiyatı. Wolks halk; wagen wagon (araba) yani halk arabası Wolkswagen ve böcek manasına gelen Porcshe otomobillerini üreterek bu alanda bir ilki yarattı.

 

Alman Nasyonel Sosyalist Partisi’ne üye olup, oradan da SS’lere katılan ünlü Porsche otomobillerinin sahibi Ferdinand Porsche, askeri araç üretimi de yaptı. İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla buna ağırlık verdi. Alman devletinin en büyük Ulusal Onur Madalyası’nı aldıktan sonra profesör unvanı da kazandı. Tasarladığı Walkswagen’i, savaş cipi ve yüzer araç tiplerinde de üretti.

 

İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler’in yenilmesinden sonra Porsche tutuklandı. Fransız cezaevine kondu. Fakat bir şey gözden kaçıyordu. Bu adam Yahudiydi. Hitlerin danışmanı olmasına ve SS’lere katılmasına rağmen bu adam bir Yahudiydi. Bu yüzden olsa gerek binlerce zavallı masum insanların, çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı cayır cayır yakılmasına rağmen Porsche kefaletle serbest bırakıldı. 65 yaşına geldiğinde kendini otomobil fabrikasına adadı. Oğlu Ferry de kendisine yardım etti. İlk spor arabasını da piyasaya sürdü bu arada. Şu an Porsche işletmelerinin merkezi Stutgart olarak bilinir. Yine aynı şehirde, Stutgart’ta 75 yaşında öldü.

 

Ferdinand Porsche, Hitler’in Partisi Nasyonel Sosyalist İşçi Partisi’ne üye olmasında hiçbir kastı olmadığını söylemişti. Yapılan katliamları da her defasında kendi imkanları dahilinde önlemeye çalıştığını, hatta yaşayanlar arasında buna şahit olanların bulunduğunu, sonuçta kendisinin de bir Yahudi olduğunu ifade ederek şu açıklamalarda bulunmuştu:

 

“Hiçbir zaman siyasetle uğraşmadım. Partiye üye olmamdaki sebep, araç üreticisi olarak danışman seçilmemdi. Sadece işime gücüme baktım. Bir kişinin dahi öldürülmesinden sorumlu değilim. Ben herkes için bir şeyler üretmeye çalıştım. Hiçbir zaman da Hitler’in yaptıklarını tasvip etmedim. Hiçbir zaman sami karşıtı (Antisemit) olmadım, olmam da mümkün değil. Çünkü ben de sâmiyim. Ben ülkem Almanya için çalıştım.”

 

 

 

Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen

 

 CUMA KÜPELİ

 

 

 

4-) VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI

 

 

 

 

 

Sevgili Öğrenciler;

 

Ders çalışma ile ilgili olarak gösterdiğiniz çabaların  amaçlarınıza yönelik olarak başarıyla sonuçlanabilmesi için aşağıda çeşitli başlıklar altında anlatılanları iradenizi güçlü bir şekilde devreye koyarak yerine getirmelisiniz. Bu başlıklar şunlardır:

 

 

 

A) AMAÇ BELİRLEME

 

 

 

Başarıya giden yolda ilk adım kendinize kısa, orta ve uzun vadeli amaçlar belirlemenizdir. Çünkü amaçlar, çalışma sürecinde size sürekli motivasyon sağlayacak ve itici gücünüz olacaktır. Sıkıldığınızda, yorulduğunuzda, umutsuzluğa kapıldığınızda çalışmaktan vazgeçmemenizi sağlayacaktır. Belirleyeceğiniz amaçların, isteğiniz ve gücünüz doğrultusunda size uygun, doyum sağlayacak, gelecekte mutlu, huzurlu kılacak ve başaracağınıza inandığınız amaçlar olmasına dikkat etmeniz gerekir. Yani amaçlarınız size özgü olmalıdır. Örneğin uzun vadeli amacınız “Ben mühendis olmak istiyorum” şeklinde kendi özel tercihinizi yansıtmalıdır.

 

 

 

B) DERS ÇALIŞMA PLANI

 

 

 

Belli bir zaman diliminde ne kadar yol aldığınızı bilmek için plan yapmalısınız. Başarıya ancak planlı çalışmayla ulaşabilirsiniz. Bu planlı çalışma, nerede, ne zaman, neyi, ne kadar, nasıl çalışacağınızı mantıklı bir biçimde önceden kararlaştırmaktır. Planlı çalışma, başarının artırılmasında birinci koşuldur. Çünkü plansız çalışma, dikkatsizliğe, yorgunluğa, bitkinliğe, isteksizliğe ve dalgınlığa neden olur. Planlama işindeki temel amaç, zamanı yönetmek değil; kendinizi zaman içinde yönetip denetleyebilmektir. Başarılı olanlar zamanlarını kendi amaçları doğrultusunda planlı ve düzenli olarak kullananlardır. Başarılı insanlar, önemli ve önemsiz işleri birbirinden ayırır, zamanlarını daha az önemli işler ve ayrıntılar ile değil, “olmazsa olmaz” nitelikteki öncelikli işlerden başlayarak kullanırlar.

 

Ders çalışma planı üç aşamada hazırlanır:

 

1. AŞAMA : Her dersten çalışmanız gereken konuların belirlenmesi. Örneğin, Matematikte Doğal Sayılar, Geometride Öklit Bağıntıları, Türkçede Anlam Bilgisi, Coğrafyada Marmara Bölgesinin Özellikleri, Tarihte İlkçağ Tarihi, Fizikte Elektrik Devreleri gibi.

 

2. AŞAMA : Her gün için okul, dershane ve kendinize ayıracağınız zamanın dışında ders çalışmak için ayırabileceğiniz zamanın belirlenmesi.

 

3. AŞAMA : Çalışılması gereken derslerin veya konuların haftanın günlerindeki 2.aşamada belirlenmiş zamanlara bölünmesi, yerleştirilmesi.

 

 

 

 

 

Ders Çalışma Planı Hazırlanırken Dikkat Edilecek Hususlar

 

 

 

  • Plan yaparken çalışma saatlerini olabildiğince günün aynı saatlerine yerleştirin. Çünkü bu uygulama, sizleri o saatlerde çalışmaya güdüleyecek, dikkatinizi daha kolay toplamanıza yardımcı olacak ve sizlerde bir çalışma isteği uyandıracaktır.
  • Planınızda derslere vereceğiniz çalışma sürelerini dersin özelliğine ve dersteki başarı durumunuza göre ayarlayınız.
  • Ders çalışırken eksik olduğunuzu hissettiğiniz konulara öncelik veriniz. Bildiğiniz konuları tekrar tekrar çalışarak zaman kaybetmeyiniz.
  • En etkili çalışma biçimi ara verilerek yapılan çalışmadır. Çalışma saatlerini 45 dakika ders, 5 dakika tekrar ve 10 dakika dinlenme şeklinde düzenleyin.
  • İçeriği birbirine benzeyen iki ayrı dersi arka arkaya çalışmamalısınız.
  • Plan hazırlanırken her gün için, öğrenilen konuların günü gününe tekrar edilmesine, ödevlerin yapılmasına ve ertesi güne ön hazırlık yapılmasına yetecek kadar zaman ayrılmalıdır.
  • Uyumadan  önce yapacağınız tekrarlar bilgilerin  hafıza da daha fazla kalmasını sağlar. Tekrar ile uyku arasında başka bir etkinliğe yer vermeyiniz.
  • Genel olarak en iyi öğrenilen çalışma saatleri sabah 08.00-12.00 saatleri arası; öğleden sonra ise 16.00-19.00 saatleri arası olmakla birlikte, en verimli ders çalışma saatleri kişiden kişiye değişir. Her öğrencinin gün içinde verimli ders çalışacağı uygun bir zaman dilimi vardır.
  • Zihinsel ve bedensel olarak en dinç olduğunuz saatlerde zorlandığınız derslere çalışınız.
  • Uykunuzu tam alırsanız daha verimli ders çalışabilirsiniz. Sizlerin günde 7-8 saat uyku alması normal kabul edilmektedir.
  • Ders çalışmadan sosyal aktivitelere başlamayınız, sosyal aktiveleri kendinize ders çalışma programından sonra ödül olarak verebilirsiniz.
  • Yemeklerden hemen sonra çalışmaya başlamayınız.

 

 

 

 

 

C) ETKİN DİNLEME

 

 

 

Etkin dinleme tekniği olan, 6 aşamadan oluşan ve aşamalarının ilk harflerinden ismini alan İFİKAN TEKNİĞİNİ, derste gerçekleştirdiğinizde hem anlatılan bilgilerden hangisinin önemli bilgi, hangisinin ek bilgi niteliğinde olduğunu ayırt edebilecek hem de  dersi derste öğrenebileceksiniz. İFİKAN TEKNİĞİNİN aşamaları şu şekilde açıklanabilir.

 

 

 

1) İleriye Bak : Dersi dinlerken öğretmenin anlattıklarından yola çıkarak daha sonra neyi söyleyeceğini önceden tahmin etmeye çalışın. Bunun için öğreneceğiniz konuyla ilgili olarak önceden bir ön hazırlık yapmanız gerekmektedir. Bunun dört temel yararı vardır.

 

–          Uyanık kalırsınız.

 

–          Dikkatinizin dağılmasını önler, dikkatinizi sürdürürsünüz.

 

–          Derse aktif katılımda bulunursunuz.

 

–          Motivasyonunuz artar.

 

 

 

2) Fikirlere Dikkat Et: Ders konusu, bir konunun temelini oluşturan belirli fikirlerden oluşmaktadır. Bu fikirlerin neler olduğuna dikkat edin. Genellikle anahtar fikirler örneklerle, açıklamalarla, kanıtlarla desteklenir ve sık sık tekrarlanır. Kendi kendinize sık sık şu soruları sorarak anahtar fikirleri bulabilirsiniz.

 

– Buradaki temel fikir nedir?

 

– Yeni bir fikir mi?

 

– Öğretmenin bu örneği vermesinin sebebi nedir?

 

– Öğretmenin bu anlattığı, neyi ortaya koyuyor?

 

Bu sorularla anahtar fikirleri, temel fikir ve kavramları bulmamız mümkün olacaktır. Bir süre sonra ise anahtar fikirlerin tekrar tekrar geçtiğini göreceksiniz.

 

 

 

 3) İşaretlere Uyanık Ol: Okul bir oyundur. Bu oyunun kurallarını bilerek ve buna uyarak oynarsanız hem başarılı olur, hem de bu oyundan zevk alırsınız. İşte öğretmenlerin işaretlerine karşı dikkatli ve uyanık olmak okul oyununun en zevkli yönlerinden biridir.

 

Öğretmen konunun önemli noktalarını anlatırken belirli kelimeler kullanarak veya ses tonunda farklılıklar yaratarak size ipucu olacak işaretler verir.

 

Bu işaretlere örnek olarak şunlar verilebilir: Önemli, başlıca, can alıcı,  şunu unutmayın ki, burada esas fikir…

 

Eğer öğretmen ana fikri destekleyici kanıtlar veriyorsa muhtemelen şu kelimelerle işaret verecektir. Örneğin; bunun tersine, aynı zamanda , benzer şekilde, buna ek olarak…

 

Bu işaretlere dikkat ettiğiniz taktirde, sınavlara hangi soruların sorulacağını önceden bilerek girersiniz. Çünkü  öğretmenler  bu  işaretleri  dersi dikkatli dinleyen öğrenciler için hiç

 

çekinmeden pek sık verirler ve sınav sorularını da bunlardan seçerler.

 

 

 

4) Katıl: Aktif bir dinleyici olabilmek, aynı zamanda eldeki imkânlardan en iyi biçimde yararlanmayı gerektirir. Bunun için yapmanız gerekenler şöyle sıralanabilir:

 

– Derse zamanında gelin.

 

– Görebileceğiniz, duyabileceğiniz, görülebileceğiniz ve duyulabileceğiniz bir yerde oturun.

 

– Öğretmenin söylediklerini yalnızca içinizden tekrar ederek veya yazarak değil, aynı zamanda başınızı sallayarak, gülümseyerek, anlayamadığınız zaman kaşlarınızı çatarak tepki gösterin.

 

– Anlattığı konuyla ilgilenildiğini görmek öğretmeni memnun eder. Böyle bir yolla katılımda bulunmanız aynı zamanda öğretmeni cesaretlendirir. Tepkisiz  yüzlerden oluşan, donuk gözlerle bakan bir sınıfa ders vermekten hiç kimse hoşlanmaz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

5) Araştır : Bu aşama ile ilgili olarak yapmanız gerekenler şu şekilde sıralanabilir:

 

– Öğretmene konuyla ilgili sorular sorun.

 

– Konuyla ilgili kendi fikirlerinizi öğretmeninizle veya dersten sonra arkadaşlarınızla paylaşın.

 

– Sorularınıza verilen cevabı anlamadıysanız veya anlatılandan tatmin olamadıysanız, yeni sorular sorun  veya açıklamalar isteyin.

 

– Bunları sınıfta tüm öğrencilerin yapması imkansızdır. Sorularınızı derste öğretmene sorma imkanı bulamamanız durumunda dersten sonra sormaya, olmazsa bir arkadaşınızla bu konuları konuşmaya gayret edin.

 

– Aklınıza gelen soruları veya konuyla ilgili yorumlarınızı unutmamak için defterinize not edin.

 

 

 

6) Not Tut: Not tutmak öğrenme olayının ön şartlarını yerine getirmeye imkân verir. Öğrenmenin ön şartları ise şunlardır:

 

a) Uyanıklık ve dikkat

 

b) Aktif katılım

 

c) Motivasyon ve sonuçların geri bildirimidir.

 

Not tutmak öğrenilen malzemenin hatırda tutulmasını, dolayısıyla unutulmayıp kişiye mal olmasını sağlar. Bu da eğitimin başarısını yükseltir.

 

Ders dinlerken notların kısa, açık, kolay anlaşılabilen notlar olabilmesi için şu önerilere özel önem verin ve uygulayın.

 

– Hiçbir zaman küçük kağıtlara not tutmaya çalışmayın.

 

– Not tuttuğunuz bir defteriniz olsun. Sayfanın altında, üstünde ve sol tarafında boşluk bırakarak not alın.

 

– Böylece boşluklara daha sonraki bilgileri ve kendi düşüncenizi eklemek mümkün olacaktır.

 

– Her yeni fikri yeni bir satıra yazın. Kendiniz için bir kısaltma dili belirleyin ve not tutarken bunu kullanın. Konuşmanın hızlı aktığı yerde bir çizgi (        ) koyun. Yazmanız gereken kelime sayısı kadar boşluk bırakın. Bu çizgi, size ilgili boşluğu tamamlamanız gerektiğini hatırlatır. Kağıda geçireceğiniz şema, şekil ve tablolar varsa bunlara uygun boş yer bırakın.

 

– Notlarınızı temize çekin. Bu işlemi mümkünse not tuttuğunuz günün gecesi, değilse en geç bir sonraki dersten önce yapınız. Notları temize çekerken, boşlukları dolduracak, konu üzerinde düşünecek ve mükemmel bir tekrar yapacaksınız.

 

– Önemli kelimelere dikkat çekmek için kendinizin belirlediği sembolleri kullanın. Altını çizmek, büyük harfle yazmak,  renkli kalemle çizmek gibi. Öğretmenin bu önemlidir dediğini yazın ve onu işaretleyin. Eğer uygunsa kitaba veya başka bir kaynağa gönderme yapın.

 

– Cümleler arasında boşluklar bırakın, konuyu çalışırken  bu satırlara eklemek istediğiniz notlar olabilir. Ana başlıklar, alt başlıklar  kullanın. Ana başlıkları kenar çizgisine koyun, alt başlıkları daha içeriye yazın.

 

 

 

 

 

D) ETKİN OKUMA

 

 

 

Psikolog Robinson tarafından geliştirilen ve 5 adımdan oluşan İSOAT TEKNİĞİNİ, okuma sırasında adım adım gerçekleştirdiğinizde okuyarak öğrenmede veriminizi maksimum düzeye yükseltebilirsiniz. İSOAT TEKNİĞİ,  izle, sor, oku, anlat ve tekrarla adımlarından oluşmaktadır. Bu adımlar aşağıdaki şekilde açıklanabilir:

 

 

 

1) İzle : Konu hakkında genel fikir edinmek ve ana fikri anlayabilmek için metne baştan sona kadar 3-4 dakika göz atmak gerekir. Bu göz atma işlemi sırasında bölümdeki ana başlıkları, alt başlıkları, koyu renk ve italik harflerle basılmış yerleri, şekil, resim ve grafikleri, paragrafların ilk ve son cümlelerini varsa bölüm özetini okuyun.

 

 

 

2) Sor : Bir yazıyı veya konuşmayı daha iyi anlayabilmek için kişinin kafasında sorular olması gerekir. Kafanızda soru olmadan bir konuyu anlamanız zordur. Bu sebeple konuyu hızlı okuyarak göz attığınız sırada edindiğiniz izlenime dayanarak sorular çıkartın. Bu soruları bir kağıda veya bir kartona yazın. Bu işlemin 3-4 dakikada tamamlanması gerekir.

 

 

 

3) Oku : Bu adımda, daha önce çıkartmış olduğunuz sorulara cevap bulmak amacıyla metni okuyun ve bulduğunuz cevapları ana fikir ve temel kavramları içine alacak şekilde anahtar kelimelerle kağıt veya kartona yazın.

 

Okurken kitabınıza acımayın ve işaretlemeler yapın. Ana fikir ve temel kavramlara karşı duyarlı olun. Çoğunlukla, sonuç olarak, özetle, her zaman, bu sebeple gibi kelimelerin arkasından konuyla ilgili önemli fikirlerin geldiğini unutmayın.

 

Bu aşamanın, konunun hacmine göre 15-25 dakikada tamamlanması gerekir.

 

 

 

4) Anlat : Bu adımda kitabınızı kapatın ve aldığınız notlara dayanarak konuyu yüksek sesle anlatın. Bu anlatım sırasında anafikir, temel kavram ve anahtar kelimelerin ağzınızdan çıkması esastır.

 

“Nasıl olsa öğrendim” diye düşünerek bu aşamayı bir zaman kaybı olarak görmeyin. Çünkü insanlar, hafızasından kaynaklanan sebeplerden ötürü yeni öğrendiklerinin % 70’ini ilk bir saat içinde unutmaktadır. Hafızanın bu özelliğini yenmek için alınacak tek önlem uygun tekrarlardır. Bu aşamada yapılan tekrar, hafızadaki yeni bilginin pekişmesine imkan verir. Bu işlemin de 4-5 dakika sürmesi gerekir.

 

 

 

5) Tekrarla : Bu adımda not ve kartonlarınızı kaldırarak öğrendiklerinizi anlatmaya çalışın. Hafızanızdan tekrarlayamadığınız bilgiyi sınavda hatırlamanız mümkün değildir. Bu sebeple kendinize neyi, ne ölçüde öğrendiğinizi dürüst olarak görme ve değerlendirme fırsatı verin. Eğer hatırlayamadığınız yerler varsa, bunları not alın ve daha sonra tekrar göz atın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

E) HAFIZA, UNUTMA ve TEKRAR

 

 

 

1) Unutmanın Nedenleri

 

 

 

İyi hatırlayabilmek için öncelikli olarak unutmanın nedenlerini bilmek gerekir. Bu nedenler şu şekilde sıralanabilir.

 

1) Bir olay veya bilginin içine gerektiği kadar girmemekten ötürü zayıf bir izlenim alınması,

 

2) Tekrarlamamaktan ötürü izlenimin kaybolması,

 

3) O izlenime başka izlenimlerin karışması,

 

4) Hatırlamaktan hoşlanmadığınız anıların bastırılması.

 

 

 

2) Tekrar

 

 

 

Yapılan araştırmalar, yeni öğrenilen bir bilginin öğrenildiği gün dörtte üçünün unutulduğunu göstermektedir. “Unutkanlığı nasıl önleyebiliriz?” sorusuna verilecek tek yanıt ise düzenli tekrarlardır. Öğrencilerin yapması gereken tekrarlar anlık tekrarlar, günlük tekrarlar, haftalık ve aylık tekrarlardır. Bu tekrarlar şu şekilde açıklanabilir:

 

 

 

a) Anlık Tekrarlar : 45 dakikalık bir çalışmanın ardından yapılması gereken 5 dakikalık tekrarlardır. Burada öğrenci, “Ben şimdi neyi öğrendim ?” sorusuna cevap aramalıdır. Anlık tekrar yapılmadığında, ilk 20 dakikadan sonra öğrenilenlerin yaklaşık olarak %50’si unutulmaktadır. Anlık tekrar yapıldığında ise öğrenilen bilgi bir gün boyunca hafızada aynı düzeyde kalmaktadır.

 

 

 

b) Günlük Tekrarlar: Her günün sonunda o gün öğrenilenlerin 10 dakikalık bir sürede tekrar edilmesidir. Bu ikinci tekrar, yapılan anlık tekrarlardan dolayı henüz unutma başlamadığı için kısa sürede tamamlanır. Burada ise öğrenci, “Ben bugün ne öğrendim?” sorusuna yanıt aramalıdır ve bu tekrar, uyumadan önce yapılmalıdır. Uyku ile tekrarın arasında başka bir etkinliğe yer verilmemelidir. Günlük tekrarın yapılmaması sonucu ilk 24 saatte öğrenilenlerin % 80’i unutulmaktadır. Yapılan günlük tekrarla ise öğrenilen bilgilerin 1 hafta boyunca hafızada kalması sağlanmaktadır.

 

 

 

c) Haftalık ve Aylık Tekrarlar : Haftalık tekrar, bir haftalık çalışma sonunda o hafta boyunca öğrenilenlerin 20 dakikalık bir sürede gözden geçirilmesidir. Yapılan haftalık tekrarla öğrenilenlerin 1 ay hafızada kalması sağlanır.

 

Aylık tekrarlar ise öğrenme eksikliklerini belirlemeye, bunları gidermeye ve unutulan bilgi varsa kontrolünü yapıp hatırlamayı sağlama amacına yöneliktir. Aylık tekrarlarla birlikte bilgiler uzun süreli hafızaya yerleştirilmiş olur.

 

Böylelikle, bu kadar düzenli tekrarlarla öğrenilen bilgilerin yeniden hatırlanabilmesi için küçücük bir ipucu bile yeterli olmaktadır.

 

Düzenli tekrar yapılmadığında, öğrenilen bilgiler hemen unutulacağı için öğrenmek için harcanan zaman boşa gitmiş olur. Yeni baştan aynı şeyleri öğrenmeye çalışmak sıkıcı olabileceği gibi öğrenilen şeylerin boşa gitmesi de öğrenciyi umutsuzluğa iter. Tekrar yapmanın bir başka yararı ise, kişinin öğrendiği bilgileri tekrar koruyabilmesi, üzerine yeni bilgiler katabilmesi, bağlantılar kurması, sentez yapabilmesi ve bilgileri kullanma gücünü artırabilmesidir.

 

 

 

F) ÖĞRENDİKLERİNİZİ DAHA İYİ HATIRLAMA İLE İLGİLİ İKİ YÖNTEM

 

 

 

Öğrendiklerinizi daha kolay hatırlayabilmek için “YERLEŞTİRME YÖNTEMİ” ile “AKROSTİŞ YÖNTEMİNİ kullanabilirsiniz. Bu yöntemler aşağıdaki şekilde açıklanabilir.

 

 

 

1)Yerleştirme Yöntemi : Antik dönemde Yazar Çiçero’nun geliştirdiği bir yöntemdir. Zihninizde yapacağınız gezintide bir takım objeleri o yol üzerindeki bazı yerlerle eşleştirmek esasına dayanır.

 

Bildiğiniz bir yolu hayal edin: Otobüs durağından evinizdeki odanıza kadar olan yolu adım adım düşünün. Durakta indiniz, karşıya geçtiniz, karşınıza gelen bina, yaya yolunda yürürken sağınızda kalan parmaklık, apartmanınızın önüne geldiniz, kapıya çıkan merdivenler, apartmanın kapısı, merdiven otomatiği düğmesi, asansörün kapısı, dairenizin kapısı, ayakkabı dolabı, koridor ve yatak odası. İstediğiniz yolu seçmekte serbestsiniz. Önemli olan hep aynı yolu kullanmak, yeni bir yol düşünüp onu hatırlamaya çalışmamaktır.

 

Hatırlamak istediğiniz her maddeyle yolunuz üzerindekiler arasında bir çağrışım bağı kurun. Örneğin, alış-veriş listenizde hatırlamak istediğiniz şu maddeler olduğunu düşünelim: süt, yumurta, domates, muz, fındık, çay, tereyağı, sabun ve deterjan. Sokaklarda sütlerin yerlere dökülmüş olduğunu, evin kapısının önünde bir yumurtanın kırılmış olduğunu, domateslerin tepedeki lambada sallandığını, muz kabuğunun asansör kapısının önünde olduğunu, asansörde fındık kabuklarının yerlere saçıldığını, indiğiniz katta dev bir çaydanlık durduğunu, yatak odasının kapısının büyük bir deterjan kutusundan yapıldığını düşünün. Hayalleriniz ne kadar canlı olursa, o kadar iyi hatırlarsınız.

 

Listenizi hatırlamak isterseniz zihinsel bir yürüyüşe çıkın. Kendi kendinize “Yola ne koymuştum ?”, “Evin kapısının önünde ne vardı?”, “Tepedeki lambada ne sallanıyordu ?” diye sorun. Geçtiğiniz yoldaki her duraklamanız, size oraya “neyi bağladığınız” konusunda bir ipucu verecektir.

 

Ne kadar saçma ve abartılmış bir bağlantı yaparsanız hayal o kadar canlı olur ve kolay hatırlarsınız. Bu yöntemi aynı zamanda insanların isimlerini, yapılacak işleri, tarih dersindeki anlaşma maddelerini veya tarihleri hatırlamak için de kullanabilirsiniz.

 

 

 

2) Akrostiş Yöntemi : Kelimelerin baş harflerinden yapılan kelimelere akrostiş denir. Bu yöntemden şu şekilde yararlanabilirsiniz. Örneğin, edebiyatta 5 hececi olan Halit Fahri Ozansoy, Enis Behiç Koryürek, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon ve Faruk Nafiz Çamlıbel’i ele alalım. Bu beş hececileri hafızanıza yerleştirmek için isimlerinin ilk harflerinden HEYOF şeklinde bir kelime oluşturup, bu kelimeden, beş hececilerin isimlerini hafızanızda uzun süre saklamada ve tekrar hatırlamada yararlanabilirsiniz.

 

 

 

G) DERS ÇALIŞMA ORTAMI

 

 

 

Çalışma ortamının ders çalışmaya uygun olup olmaması verimli ders çalışmayı önemli düzeyde etkiler. İdeal olanı bir çalışma odasının bulunmasıdır. Ancak mümkün değilse en azından evin bir köşesi ders çalışma alanı olarak düzenlenmelidir.

 

Çalışma ortamı düzenlenirken aşağıdaki özelliklere dikkat edilmelidir:

 

  • Çalışma ortamında dikkati dağıtıcı gazete, dergi, roman, mektup, resim, afiş, poster, telefon, televizyon, atari, teyp, radyo, model oyuncak vb. uyarıcılar bulunmamalıdır.
  • Çalışma ortamında, insanı kendisini rahat hissetmeye koşullandıran yatak ve koltuk gibi eşyalar bulunmamalıdır.
  • Çalışma ortamı ve çalışma masası ders dışı faaliyetlerde kullanılmamalıdır. Böylece çalışma ortamı ve masası çalışma için uyarıcı niteliği taşır ve çalışmayı başlatır.
  • Çalışma odası sık sık havalandırılmalıdır. Çünkü odanızdaki oksijenin azalması gerginliğe ve baş ağrısına yol açar. Bu durum öğrenmeyi güçleştirir.
  • Çalışma odası sık işleyen cadde ve sokaklara bakmamalı, gürültüden uzak olmalıdır.
  • Oda ısısı ne çok soğuk ne de çok sıcak olmalıdır. Çalışma masası kışın soba yada kalorifer peteğinin yanında olmamalıdır.

 

o    Aydınlatma gözü yormayacak ya da uyku getirmeyecek düzeyde olmalıdır.

 

o    Çalışma masanızı karşıdan ışığı alacak şekilde yerleştirin. Yani ışık, masaya gölge düşmeyecek şekilde yansımalıdır.

 

  • Çalışma masası ve sandalye sizi rahatsız etmeyecek ergonomik özelliklere sahip olmalıdır.
  • Çalışma masasının üzeri düzenli olmalı böylece dikkatinizi kolaylıkla toplayabilirsiniz.
  • Çalışmaya başlamadan önce, çalışma sırasında gerekli olacak bütün malzemelerin el altında bulunması dikkatte kopmalara yol açacak kesintileri önlemek açısından yararlıdır Çalışma masasında sadece çalışılan ders ile ilgili araç ve gereçler bulunmalıdır.
  • Çalışma masanızı pencere kenarına yerleştirmeyiniz. Böylece, dışardan gelecek ses ve hareketin dikkatinizi dağıtmasını, gürültünün sizi yormasını önlemiş olur, yazın sıcaktan, kışın soğuktan korunmuş olursunuz.

 

 

 

 

 

 

 

Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen

 

                                                                                                          CUMA KÜPEL

 

 

 

Kaynakça:

 

http://mebk12.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/66/03/973012/icerikler/sinav-kaygisi-ve-basa-cikma-yollari_43006.html

 

http://mebk12.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/66/03/973012/icerikler/verimli-ders-calisma-yollari_43022.html?CHK=4747c6d4cef6ca40c01af67f9c446788

 

http://mebk12.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/66/03/973012/icerikler/rehberlik-oykuleri_42981.html?CHK=4747c6d4cef6ca40c01af67f9c446788

 

http://mebk12.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/66/03/973012/icerikler/basari-yolunda-70-altin-kural_42203.html?CHK=4747c6d4cef6ca40c01af67f9c446788

 

 

 

 

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir